detay temizlik
Oturduğum yerden ismimin haykırıldığını işittim. Bir korku kapladı içimi, kafamın çevresinde bir karıncalanma hissettim, yine neyi unuttum… Arka odaya doğru hızlıca yol aldım. Karşılaştığım manzara içler acısıydı; annem koca karyolayı sökmüş, yerine geri takamıyor, benden yardım dileniyordu. Oh dedim benim bu karyolayla hiç münasebetim olmadı, hayırdır neymiş ki derdi amirim?
“Nasıl oldu da çıktı yerinden bu koca tahtalar? Perdeler de sökülmüş, belli ki vaka sandığım kadar basit değil, daha detaylı soruşturulmalı. Yatak gardıroba yaslanmış; komodin kapının tamamen açılmasını engelliyor, üzerindeyse yastık var. Zemine, karyolanın parçası olan levhadan un gibi ahşap tozlar dökülmüş (olay yerinden ayrıldıktan sonra mutlaka ayaklar yıkanmalı). Fail bir altmış boylarında yaşlı bir kadın, oldukça terli, nasıl başardınız bunu, nasıl oldu?” Diyemedim.
“Kapıyı itme, kenardan gel, geçebiliyor musun oradan, şuradan gel, tut şimdi bunu…” karyola başlığını diğer taraftan tuttum. Annemin yüzünden ter damlaları süzülüyordu, arada bir burnunu çekip yaptığı işe devam ediyordu, başta ağlıyor sandım ama sadece teri burnuna sızıyormuş. Perdeleri olmayan pencereden akşamüstü güneşi vururken havada uçuşan toz taneciklerini görebiliyordum. Annem elindeki tornavidayla metal bir plakanın vidalarını sıkıyordu. Çekiniyordum sormaya. Birkaç asır geçsin ancak o vakit sorarım, neydi amacın diye. “Karyola sinirime dokunuyordu, sen misin bana kafa tutan, ben de onu tuttum… Elimde kaldı.”
Yorumlar
Yorum Gönder