yaşama kabiliyeti

     

Bu kırmızı kadar canlıyım bugün!


Dün clown ve bouffon gösterisine gittik. Ben de yaşadığımı hissettim. 

Abartılı makyajlar, burunlarında kırmızı toplarla oldukça budala görünen clown’lar; benin ben olduğuma, bizim biz olduğumuza ikna etmeye çalışan, birtakım müstehcen jestlere sahip bouffon’un da olduğu bir kumpanyanın varyete show’unu izlemeye gittik.

Balonları şişirip muhtelif ezgiler oluşturmaya çalıştık gösterinin bir yerinde. Ortaya doğaldır ki kulak tırmalayıcı ve işkence için kullanılmaya uygun delice bir vals çıktı. Görece kısa boylu bir clown bize bir şef olarak direktifler veriyor; çoğunlukla, bize sakin olmamızı söyleyen easy kelimesi dışında, ağzından pek bir söz çıkmıyordu. Bu çılgınca olayı boşa harcamak istemedim ve Ada’nın elinden tutup dansa kaldırdım, benden dans konusunda daha kabiliyetliydi, birkaç tur sahnenin kenarında dönüp adım attıktan ve söz konusu müziğe eşlik ettikten sonra yerimize oturup balonlarımızı şişirmeye devam ettik. Açık konuşmak gerekirse ben balonu bir türlü şişiremedim…

Geç olmuştu, oyun bittikten sonra arkadaşlarım ve ben eve dağılmak için Kadıköy’ün bayırlarını inmeye başladık, bu esnada kulübün akıbeti hakkında konuşuyorduk: hâlâ çok toy oluşumuz, öğrenme ve öğretme arzumuz…

Yaren ve Feyza hızlı trene geçtiler, ben ve Ada metrobüse bindik. 

Hıncahınç dolu olan araçta son anda bir koltuğa oturabilmiştik. İkimiz de iki kişilik hayatlarımıza birini dahil etmek yerine mutsuzluğumuzu yerleştirdiğimizden, dertleşmeye başlamak bizim için mecburi istikametti. Duraklar boyu birbirimizi dinledik, hep aynı meselelerle dostlarımızı sıkmaktan korktuğumuzdan ikimize de ilaç gibi gelmişti sohbet. 

İneceğim durağa gelmiştik, tam vedalaşırken Ada beklememi rica edip çantasından gösteriden kalma bir balon çıkarttı. Şişirip elinde oynatarak çıkardığı tiz seslerle bana “güle güle” dedi. Herhalde bir vedalaşmanın en melodik, en tatlı haliydi bu. İnsanların anlamsız bakışlarının arasından sıyrılıp metrobüsten inerken yüzümden tebessüm hiç eksilmedi. İşte o an sahiden yaşadığımı hissetmiştim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

eşkıya şövalye

düşünceler